Etimesgut'tan çocuk ergen psikiyatristi arayan ailelere bu sayfada çocuklarda ölüm korkusunu ve varoluşla ilgili sorularını anlatıyorum. Kısaca: Beş ile on yaş arasında ölümün kalıcı ve herkes için geçerli olduğunu kavrayan çocukların bir dönem bu konuda kaygılanması olağandır. Korku uykuyu, okula gitmeyi ve ebeveynden ayrılmayı haftalarca zorlaştırıyorsa ya da sürekli güvence arayışına dönüştüyse çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi yararlı olur.
Etimesgut sayfamda ölüm korkusunu konuşuyorum
Küçük çocuklar ölümü geri dönüşü olan bir uyku ya da uzun bir yolculuk gibi düşünür. Okul çağına doğru ölümün kalıcı olduğunu, her canlının başına geleceğini ve kendilerini de kapsadığını anlamaya başlarlar. Bu yeni bilgi bazı çocuklarda merak, bazılarında ise yoğun bir kaygı uyandırır. Özellikle duyarlı, hayal gücü güçlü ve kaygıya yatkın çocuklar bu döneme daha sarsılarak girer. Bir büyükanne ya da evcil hayvanın kaybı, televizyonda izlenen bir haber veya ders kitabındaki bir bilgi korkuyu tetikleyebilir.
Çocukların sık sorduğu sorular
- "Ben ne zaman öleceğim?"
- "Sen ve babam ölürseniz bana kim bakacak?"
- "Öldükten sonra canın acır mı?"
- "Uyursam bir daha uyanamaz mıyım?"
- "Neden herkes ölüyor?"
Bu sorular çoğu zaman yatma saatinde, ışık kapandıktan sonra gelir. Gün içinde meşgul olan zihin, gece sessizliğinde en büyük endişelerine döner.
Nasıl konuşmalı?
Ölümü gizlemek ya da "Daha çok küçüksün, düşünme" demek çocuğun kaygısını azaltmaz; yalnız bıraktığını hissettirir. Çocuğun yaşına uygun, kısa, doğru ve sakin yanıtlar vermek onu en çok rahatlatan yaklaşımdır. "İnsanlar çoğunlukla çok yaşlandıklarında ölür. Ben de baban da sağlığımıza dikkat ediyoruz ve uzun yıllar seninle olmayı umuyoruz" gibi bir cümle hem gerçeği hem de güveni birlikte taşır. Bilmediğiniz bir soruya "Bunu ben de merak ediyorum" demekten çekinmeyin.
Kaçınılması gerekenler
- Ölümü "uyku" diye anlatmak; bu uyku korkusuna dönüşebilir
- Çocuk sorduğunda konuyu hızla değiştirmek ya da gülerek geçiştirmek
- Kaygılı sorulara uzun ve ayrıntılı açıklamalarla yanıt vermek
- Çocuğun önünde yetişkinlere ait kaygıları ayrıntılı tartışmak
Hangi durumda değerlendirme gerekir?
Muayenemde şu durumlarla karşılaştığımda kaygının ayrıca ele alınması gerektiğini düşünüyorum: çocuk haftalardır her gece aynı soruları soruyor ve yanıtlarla rahatlamıyorsa, anne babadan ayrılmayı reddediyorsa, bedeninde sürekli bir hastalık arıyor ve sık sık doktora gitmek istiyorsa ya da ritüellere başladıysa. Örneğin kapıları defalarca kontrol etmek, belirli sözcükleri tekrarlamadan uyuyamamak obsesif belirtileri düşündürür. Yakın zamanda bir kayıp yaşandıysa yas sürecinin de değerlendirilmesi gerekir.
Destek nasıl verilir?
Bilişsel davranışçı terapide çocuk, kaygı düşüncelerini tanımayı, onları "endişe canavarı" gibi dışsallaştırarak konuşmayı ve güvence arayışını adım adım azaltmayı öğrenir. Ailelere ise gece rutinini sakin ve kısa tutmaları, kaygılı soruları gün içinde belirli bir "konuşma zamanına" taşımaları önerilir. Kaygının yoğun olduğu ve günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtladığı durumlarda ilaç tedavisi de konuşulabilir.
Etimesgut'tan görüşme talebi
Etimesgut'ta oturan aileler iletişim sayfamdan görüşme talebi bırakabilir. Korkunun ne zaman başladığını ve tetikleyen bir olay olup olmadığını kısaca yazmanız yeterlidir.
Sık sorulan sorular
- Etimesgut'ta ölüm korkusu için ne zaman çocuk ergen psikiyatristine başvurmalıyım?
-
Korku haftalardır sürüyor, çocuğun uykusunu ve okula gitmesini engelliyor, sürekli güvence arıyor ya da tekrarlayan ritüeller başladıysa değerlendirme için başvurmanız uygun olur.
- Çocuğumu cenazeye götürmeli miyim?
-
Çocuğun yaşına, isteğine ve kayba yakınlığına göre karar verilmelidir. Götürülecekse ne göreceği önceden anlatılmalı ve yanında güvendiği bir yetişkin bulunmalıdır.
- Ölüm korkusu kendiliğinden geçer mi?
-
Çoğu çocukta sakin ve dürüst konuşmalarla birkaç hafta ya da ay içinde azalır. Uzayan ve yaşamı kısıtlayan korkular ise destekle çok daha hızlı hafifler.
